ÖZET
Geleneksel öğretim yöntemleri ile yetişen bireylerin
karşılaştıkları en büyük problemler öğrendiklerini gerçek yaşantıları sırasında
kullanamamaları ve öğrendikleri bilgileri farklı durumlara transfer
edememeleridir. Yapıcı yaklaşım bu noktada, geleneksel öğretime alternatif
olarak görülmektedir. Bu yaklaşımın ışığında ortaya çıkan durumlu öğrenme
kuramının, geleneksel öğretimden kaynaklanan birçok sıkıntıyı
ortadan kaldırabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada bu kuramın varsayımları,
çözüm önerileri, öğrenme öğretme süreçlerindeki yeri tartışılmaktadır.
GİRİŞ
Eğitim alanında her geçen gün büyük değişikliklere ihtiyaç
duyulmaktadır. Bunun sebeplerinden biri ise nesnel yaklaşımı temel alan
geleneksel öğretim uygulamalarının birçok noktada yetersiz olduğunun artık
farkına varılmış olması, özellikle de okul çatısı altında öğrenilenlerin gerçek
hayatta kullanılamaması ve öğrencilerin edindikleri soyut bilgileri somut hâle
dönüştürememesidir. Bu noktada yeni arayışlar, alternatif çözüm yolları sunan
yapıcı yaklaşım ve farklı uygulama modellerinin gün ışığına
çıkmasını gerektirmiştir.Öğretme değil, öğrenme kavramı üzerinde duran ve
öğrenmeyi bireylerin kendi deneyimleri, zihinsel yapıları ve inançlarına bağlı
olarak bilgiyi yapılandırma süreci olarak tanımlayan (Jonassen, 1994) yapıcı
yaklaşıma göre tasarlanan öğrenme ortamları genel olarak;
• Öğretimin aşırı basitleştirilmesinden kaçınır.
• Gerçek ve konu ile ilgili bağlamda öğrenmenin gerçekleşmesini
sağlar.
• Gerçek hayatta karşılaşılabilecek görevler sunar.
• Geleneksel öğretim yöntemlerine göre, gerçek hayatı daha çok
yansıtır.
• Sosyal deneyimlerle öğrenmenin yerleşmesini sağlar.
• Yansıtıcı uygulamalar sağlar.
• İşbirlikçi öğrenmeyi destekler.
• Bilginin yapılandırılması sürecinde, bağlama ve içeriğe bağlı
kalınmasına imkân verir (Mergel,1998; Honebein,1996).
Yukarıda bahsedilen ortamların tasarlanmasında yol gösterici
öneriler sunan yapıcı yaklaşımın uygulanmasında kullanılan farklı kuramlar
vardır. Bunlardan birisi de durumlu öğrenme kuramıdır. Durumlu öğrenme, durumlu
biliş (dünyadaki sosyal yapı içerisinde karşılaşılan durum) kavramına dayanır.
Buna göre öğrenme en iyi, bir bağlam içerisinde gerçekleşebilir. Merrill, Li,
Jones (1990) ve Jonassen (1991) göre soyutlanmış ve yapay okul ortamları öğrenme
için bir bağlam sağlayamazlar. Öğrenme ortamlarının,gerçek dünyayı ve günlük
yaşamı yansıtan zengin bağlamlar sunması ve aynı zamanda öğrencilere edindikleri
bilgilerini kullanabilecekleri gerçek ortamlara benzeyen ortamlarda uygulama
olanağı vermesi gerekmektedir (Akt. Deryakulu, 1995). Durumlu öğrenme kuramı,
yapıcı yaklaşımın “Öğrenme, gerçek hayat bağlamında,gerçek görevler ve sosyal
deneyimler ile yapılandırılır.” varsayımlarına dayanmaktadır.
DURUMLU ÖĞRENME KURAMI
Öğretime
dayalı eğitim yöntemlerinin birçoğu, bilme ve yapma arasında ayrım olduğunu,
bilginin parçalardan oluştuğunu ve tek başına yeterli olduğunu,
bilginin öğrenildiği ve kullanıldığı ortamdan soyutlanabileceğini
varsaymaktadırlar. Okullarda dersler genellikle, soyut bir içerikle
düzenlenmekte ve yürütülmektedir. Oysa durumlu öğrenme kuramına göre, bilgi
durumludur ve geliştirildiği, kullanıldığı kültürün,bağlamın ve uygulamanın bir
parçasıdır. Nesnel yaklaşımı temel alan geleneksel öğretim, bu bakış açısını
görmezden gelmektedir. Aslında bir şey gerçekten biliniyorsa uygulamaya
geçirilebilir yani başka durumlara transfer edilebilir. Fakat bu
geleneksel uygulamalarla mümkün olamamaktadır (Brown, Colins ve Duguid 1989).
Lave
(1996) de; Brown, Colins ve Duguid’i (1989) destekler nitelikte
öğrenmenin,ortaya çıktığı kültürden bağlamdan ve uygulamalardan etkileneceğini
belirtir. Fakat ne yazık ki geleneksel sınıflarda sunulan bilgi, anlam kazandığı
bağlamdan soyutlanarak öğrencilere sunulmaktadır. Bu da öğrencinin gerçek
hayattaki problemlerin çözümünde başarısız olmalarına sebep olmaktadır. Bu
kurama göre öğrenme için en önemli noktalardan biri etkileşimdir ve öğrenci
mutlaka uygulama içinde yer almalıdır. Ancak öğrenci, arkadaşlarıyla etkileşim
içine girerek çemberin dışından merkezine doğru hareket edebilir ve o konuda
deneyim sahibi olabilir. Kısacası durumlu öğrenme,öğrenmeyi sosyokültürel bir
olgu olarak düşünmektedir.
Durumlu öğrenme, öğrencileri öğrenme sürecinin merkezinde tutan
bir kuramdır. Bu süreçte, görev ve olayları yansıtan içerik; içeriği
kazanan ve kullanabilen, bu içeriğin yöneticisi olan kişiye ait ortam,
durum, değerler ve inançları içeren bağlam;öğrencilerin bir grupla birlikte duruma ilişkin anlamı
görüşecekleri ve anlamı oluşturacakları topluluk
ve öğrencilerin gerçek hayata ilişkin
problemlerin çözümünde uzmanlarla birlikte çalıştıkları süreç yani katılım yer
alır (Brown, Collins, ve Duguid 1989). Öğrenme, çevredeki gerçek uygulamalara
mümkün olduğunca benzeyen bir bağlamda diğer durumlarla bağ kurmaya dayanan bir
süreç hâline gelir. Sınıfta durumlu öğrenme kuramı ile içerik, bağlam, topluluk
ve katılım bütünleştirilmelidir.Durumlu öğrenme, öğrenmenin nasıl gerçekleştiği
ile ilgilenir. Bu kuram, bilgiyi herhangi bir şey ya da kuralların ve olguların
tanımlanması ya da toplanması olarak görmez çünkü insan bilgisi, bilgisayar
programında olduğu gibi belli işlem basamaklarına bağlı değildir. İnsan bilgisi,
davranışların düzenlenmesi yeteneği ve değişen koşullara dinamik olarak uyum
sağlama becerisi olarak görülmelidir . Kısacası birey farklı durumlarla
karşılaştığında, durumun özelliğine bağlı olarak bilgilerini
kullanılabilmelidir.Miller ve Gildea (1987) tarafından kelime öğretme ile
ilgili yapılan araştırma durumlu öğrenmenin temelini oluşturmaktadır. Bu modelde
kelimeleri sözlük anlamlarına bakıp cümlede kullanan öğrenciler ile kelimeleri
okul dışında gerçek bağlamında öğrenenler karşılaştırılmıştır. İnsanlar genelde
kelimeleri doğal iletişim sürecinde öğrenirler. Bu süreç şaşırtıcı derecede
hızlı ve başarılıdır. Yapılan araştırmalar, ortalama 17 yaşında,okuyabilen,
dinleyebilen ve konuşabilen öğrencilerin yılda yaklaşık 5000 kelime,
günde yaklaşık 13 kelime öğrendiklerini göstermiştir. Bunun tersine kelimeleri
soyut tanımları ve bağlamdan uzak cümleler ile öğrenen öğrencilerin ise, daha
yavaş ve başarısız bir şekilde yılda ortalama 100-200 kelime öğrendikleri
belirlenmiştir. (Brown, Colins veDuguid, 1989). Kelimeleri sözlük anlamları ile
öğrenenler kelimeleri çeşitli yönleri ile eksik öğrenmektedirler. Kelimeler
kullanıldıkları yere göre birden fazla anlama gelebilmekte, farklı ya da mecaz
anlamları ile kullanılabilmektedirler. Dolayısıyla kelimeler geçtiği bağlamlarda
öğrenilmediğinde telaffuzu ve ne anlamda kullanıldığıtam olarak
öğrenilememektedir. Tüm bilgiler dil öğrenme gibidir. Dolayısıyla öğrenme,kelimelerin
anlamlarında olduğu gibi her zaman belli bir bağlam içerisindeoluşmaktadır
(Brown, Colins ve Duguid,1989).
Bir öğretim stratejisi olarak durumlu biliş, öğrencilerin
ilgileri ve ihtiyaçları ile konuların ilişkilendirilmesi gereğini
vurgulamaktadır. Öğrenme günlük hayattaki gerçek olaylardan elde edilen
anlamdır. Bunun için konular öğrenci deneyimleri ile bütünleştirilmeli ve
öğrencilere gerçek hayat bağlamındaki olaylar yansıtılmalıdır.Ancak bu şekilde
bilgi edinme süreci gerçekleşir ve öğrenilenler sınıftan gerçek uygulamalara
transfer edilebilir. Sınıflarda, durumlu öğrenmenin uygulanabilmesi içinde,
öğrencilerin gerçek hayatta karşılaşabilecekleri kadar karmaşık durumların yer
alacağı ortamlar tasarlamak gerekmektedir (Stein, 1998).Durumlu öğrenme, öğrenciler
akademik bilginin alıcısı ve uydurma problemleri çözerek değil, belli bir
disiplin alanında çırak olarak görev aldıklarında ve etkinlikler
gerçekdurumlara benzer olursa gerçekleşir. Gerçek öğrenme etkin öğrenmedir. Bu
öğrenme şekli, gerçek hayat durumlarını ve gerçek hayat karmaşık problemlerini
ve şartlarını içerir (Brown ve diğerlerine 1989; Jonassen, 1991)
Fakat öğrencilere tüm durumlardaki problemleri sunmak mümkün olamayacağından,
ne yapmak gerektiği sorgulanmalıdır. Durumlu öğrenme kuramına göre bilgi ve
becerilerin öğrenilmesinde iki yol vardır. Birincisi, öğrencilere tüm durumlara
değil birçok duruma transfer edilebilecekleri genel bilgi ve beceri sağlamak,
ikincisi ise bilginin kullanıldığı durumlardaki bilgi ve beceriyi kazandırmaktır
(Winn, 1993).Bilgi, Lave (1996) tarafından “giriş (way in)” ve ”uygulama
(practice)” süreci olarak tanımlanmıştır. Giriş, öğrencinin belli bir süre
öğretmenini (master) gözlemlemesi ve ilkolarak bir problemi çözmeye başlaması
demektir. Uygulama ise kazanılan bilginin kullanımındaki yani transferindeki
incelik ve kusursuzluktur. Birçok duruma transfer edilebilecek bilgi ve
becerilerin kazandırılması, öğrencileresunulan gerçek hayatı yansıtan
durumların, çoklu bakış açısını gösterecek şekilde düzenlenmesi ile
sağlanabilir. Bunu gerçekleştirebilmek için de öğrencilere verilen durumların
basit değil karmaşık olması ve çeşitlendirilmesi gerekir. Öğrenmede transferin
önemi bilinmesine rağmen transferin nasıl sağlanacağı çok da açık
değildir.Öğrencilere verilen bilgileri nerelerde kullanabileceklerini söylemek
ve göstermek yeterli olmamaktadır. Öğrencilere öğrendikleri ortamdan farklı bir
ortamda öğrendiklerini uygulama fırsatı verilmelidir. Öğrencilere kazandırılan
bilgi ve beceriler,gerçek görevlerle bütünleştirilmeden bağlamdan uzak bir
şekilde verilirse transferin sağlanması mümkün olmayacaktır. (Winn,
1993).Kullanılabilir bilgi (transfer edilebilen bilgi) belli özelliklere sahip
öğrenmeortamlarında kazanılır. Bu ortamların özellikleri özetlemek gerekirse
(Herrington ve
Oliver,1995);
• Gerçek hayatta kullanılabilecek bilgileri yansıtan gerçek
bağlamlar sağlamalıdır.
• Gerçek etkinlikler sunmalıdır.
• Uzman deneyimlerinden yararlanabilme imkânı sağlamalıdır.
• Çoklu roller ve bakış açıları sağlamalıdır.
• Bilginin işbirliği içinde yapılandırılması desteklemelidir.
• Soyut düşüncelerin şekillenmesine imkân veren yansımayı
desteklemelidir.
• Bilgilerin ifade edilmesini desteklemelidir.
• Değerlendirmenin görevler yolu ile yapılmasını sağlamalıdır.
Öğrenme
ortamlarında gerçek hayatın yansıtılması gereğini ön plana çıkaran durumlu öğrenme
kuramına uygun olarak düzenlenecek öğrenme öğretme süreçlerinde,McLellan
(1996), aşağıdaki bileşenlerin kullanılmasının uygun olacağını belirtmektedir
Öyküler:Öyküler, bilginin keşfedilmesi ya da transferinde büyük rol
oynarlar. Öyküler hatırlama aracı olarak da kullanıldığı için gerçek dünya
bağlamı ile ilişkili olanlardanseçilmelidir.
Yansıma:Bireyin öğrendiklerini kendi içerisinde açıklığa kavuşturma sürecidir.Öğrencilerin öğrendikleri bilgi, becerileri ve yaptıkları araştırmaları kendi içlerindeçözümlemeleri gerekir.
Bilişsel çıraklık:Bilişsel çıraklık, etkinlik ve toplumsal etkileşim aracılığıyla gerçek uygulamalarda öğrencilerin kültürlenmesi yani içinde bulunduğu duruma özgü kültürü alması olarak açıklanır. Çıraklık kavramı, öğrenme de deneysel etkinliklerin önemini önplana çıkarmaktadır. Aynı zamanda, öğrenmenin bağlama dayalı, durumlu ve kültürleyici bir olgu olduğu fikrini savunmaktadır.Okullardaki öğrenme ortamları bilişsel çıraklığa uygun şekilde tasarlanması da durumlu öğrenme kuramının desteklediği stratejilerden biridir. Bilişsel çıraklık, gerçek uygulamalarla öğrencinin bilişsel araçları elde etmesine, geliştirmesine ve kullanmasına imkân tanıyan öğrenmeyi destekler. Öğrenme, hem okul içinde hem dışında işbirlikçi sosyal etkileşim yoluyla ilerleme ve bilginin sosyal olarak yapılandırılmasıdır. Çıraklık yöntemiyle öğrenmede çıraklar, belli bir konu ile ilgili bilgi ve becerileri, gerçek uygulamaları yaparak ve uzmanların yönlendirmesi ile kazanırlar.Bu süreçte öğrenci uygulamanın içinde yer alır. Çıraklık sürecinde öğrenci, yaparaköğrenir ve uygulama alanının dışından merkezine doğru ilerler.
Yardımlaşma:Ortaklaşa sorun çözme, çoklu roller üstlenme, uygun olmayan kavram ve stratejilere karşı direnme ve yardımlaşma içinde çalışma becerilerini geliştirmestratejileridir.
Birebir yetiştirme:Bire bir yetiştirmede öğrencileri gözleyerek gerekmedikçe müdahale etmemek; ancak, özel durumlarda bir rehber gibi yardım etmek esastır. Burada önemli olan nokta, öğretmenlerin geleneksel yöntemleri kullanan bir otorite olmak yerine,öğrencilere yardım eden bir uzman, gerektiğinde görüşlerine başvurulabilen bir danışman, genel olarak da onlara yol gösteren bir rehber rolünü üstlenmiş olmalarıdır.
Çoklu uygulama:Beceriler, öğretmen desteği olmadan öğrencilerin kendi kendilerine uygulamalar yapması ile gelişir. Öğrenciler, bildikleri bir işi bildikleri bir ortamdayapmak yerine, öğrendiklerini yeni ortamlarda kullanmalıdırlar.
Teknoloji:Teknoloji, gücü ve esnekliği ile, durumlu öğrenme uygulamalarına destek sağlar. Hem gerçek ortamların yansıtılmasında yardımcı olmak hem de gerektiğindeöğrencilere geribildirim vermek için kullanılır.Gerçek hayat bağlamlarının sınıf ortamına yansıtılması, gelişen teknolojilerle daha dakolaylaşmaktadır. Videolar, animasyonlar ve sanal ortamlarla öğrencilere gerçeğe çokyakın bağlamlar sunmak ya da tamamen gerçek olayları sınıfa yansıtmak mümkün olabilmektedir. Ham bilgi ile dolu olan bu ortamlar, öğrencilerin kendi bilgilerini yapılandırmalarını sağlamaktadır. Çünkü bu ortamlarda öğrenciler, kendi yaşantılarınınbir parçasını bulmakta ve kendilerine göre bu öğrendiklerini, yaşantılarının hangi noktasında nasıl kullanacaklarını düşünmeye ve karar vermeye başlamaktadırlar .Gerçek durumların öğrencilere sunulmasını kolaylaştıran uygulamalardan biri de web temelli öğrenmedir. Web, öğrenme süreci için gerçek ortamlar sunma imkânı verir.Gerçek ortamlar, geleneksel öğretimi tamamlar nitelikte kullanılabilir. Web temelli öğrenmede kullanılan simülasyon ve animasyonlar, öğrencilerin gerçek dünya bağlamında deneyimler kazanmasını sağlar. İçerik, bilgi ve bağlam; simülasyonlar,mikro dünyalar, çoklu kullanıcılı duyusal ortamlar ve sanal öğrenme ortamları kullanılarak bir araya getirilir ve zenginlik sağlanır.
Durumlu öğrenme yaklaşımına göre tasarlanan etkileşimli çoklu
ortamlar öğrencilere gerçek hayatın tüm karmaşıklığını ve belirsizliğini
yansıtabilir. Bu ortamlar, soyut olguların ve olayların daha somut ve
kullanılabilir hâle gelmesini sağlarlar .Durumlu öğrenme
kuramına dayalı olarak tasarlanacak öğrenme öğretme süreçlerinde,teknoloji
kullanımının önemini inceleyen ve ülkemizde yapılmış iki çalışma bulunmaktadır. Bu
çalışmalardan birisi Gökdaş tarafından yapılan teknolojinin durumlu
öğrenme sürecindeki yerini belirlemeye yönelik bir araştırmadır. Bu araştırmada
iki farklı deney grubu bulunmaktadır ve bu deney gruplarının her ikisi
de durumlu öğrenme kuramına uygun olarak tasarlanmış ortamlarda öğrenim
görmüşlerdir.Bu grupların birbirinden tek farkı gruplardan birisi için yüz
yüze, diğeri için ise bilgisayar destekli bir süreç tasarlanmıştır. Araştırma
bulguları durumlu öğrenme kuramına göre tasarlanmış olan her iki sürecin de
öğrencilerin başarıları üzerinde etkili olduğunu fakat bilgisayar destekli
öğrenim gören öğrencilerin kalıcılık puanlarının yüz yüze öğrenim gören gruba
göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Yine teknoloji destekli bir başka durumlu
öğrenme örneği de Ataizi (1999) tarafından yapılan
“Bilgisayar destekli durumlu öğrenmede bilişsel biçim
ve içeriğin gerçeklik düzeyinin sorun çözme becerilerinin gelişimine etkisi” adlı doktora tez çalışmasıdır. Bu araştırmada öğrenciler
bilişsel stillerine (alan bağımlı ve alan bağımsız) göre 2 gruba ayrılmışlardır.
Bilgisayar destekli eğitim sürecinde ise içeriğin gerçeklik düzeyine(Sıradan
insanlar, uygulayıcılar ve uzmanlar) göre 3 farklı ortam
tasarlanmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgular, alan bağımsız öğrencilerin
alan bağımlı öğrencileregöre daha başarılı olduğunu göstermektedir. İçeriğin
gerçeklik düzeyine göre yapılan karşılaştırmalarda ise sıradan insanların sorun
çözme yöntemini öğrenen grup,uygulayıcılar ve uzmanların sorun çözme yöntemini
öğrenen gruba göre daha başarılı olmuşlardır. Bu araştırmalar, teknoloji
destekli durumlu öğrenme süreçlerinin genel olarak başarısını ortaya
koymaktadır.
Durumlu
öğrenme kuramı için yukarıda çizilen genel çerçeveden sonra aşağıda
durumlu öğrenme kuramına göre tasarlanan öğrenme süreçlerindeki öğretmenin rolü,
öğrencinin rolü ve değerlendirme hakkında detaylı bilgi verilmektedir.
ÖĞRETMENİN ROLÜ
Young’a (1993) göre, durumlu öğrenmeye uygun ortamların
tasarlanmasında,öğretmenler öğrencilerin bilgi kazanmalarını sağlamak için öğrencilere
karmaşık,gerçek ve problem merkezli etkinlikler sağlamalıdır. Öğretmenler,
durumlu öğrenme sürecinde öğrencileri, bu süreci tanıyıncaya kadar yönlendirmeli
ve gerekli ön bilgiyi sağlamalıdır. Öğrenciler ek beceriler kazanırken, öğretmen,
öğrencilere çok fazla olmasa da destek sağlamalıdır. Öğretmenler kendi
görevlerini yeniden biçimlendirmelive içeriği aktaran yerine, öğrenme sürecini
takip eden ve yönlendiren, öğrenciler tarafından ortaya konan ürünleri
değerlendiren, işbirlikçi çalışma ortamları hazırlayan,öğrencilerin öğrenme ve
bilgiyi transfer etmelerinin önemini kavramalarını sağlayan yardımlarda bulunan
ve bilinçlendiren kişi rolünü benimsemelidir (Ottoson 1997).Ayrıca öğretmen,
öğrencilerin bireysel ve toplu olarak zihinsel gelişimlerini sürekli olarak
izlemelidir (Brown, Collins, ve Duguid 1989; Stein, 1998). Bu tür
ortamlarda öğretmenin rolü, problemlerin anlaşılmasını sağlamak ve tartışmaları
yönlendirmektir.
Durumlu öğrenme ortamlarında öğretmen, öğrencilerin verilen
görevi tamamlayamayacağı kritik zamanlarda öğrencilere birebir destek sağlar. Bu
destek öğrenci kendi başına ayakta durabilecek hâle gelene kadar devam eder.
Kısacası,öğretmenlerin rolü, öğrencilerin çalıştırıcısı, gözlemcisi ve rehberi
olmaktır.Öğretmenler, öğrencilere gerekli hatırlatma ve yönlendirmelerde
bulunur, öğrencilereyansıma yaparak neyi ne kadar bildiğini gösterir ve
gerektiğinde geribildirim sağlarlar.Öğrenciler için bir model olurlar ve
öğrencilerin kendi kendilerine öğrenen, kendini değerlendirebilen, araştırma
yapma yeteneğine sahip, düşüncelerini savunabilen ve karşıt düşünceleri
dinlemesini bilen bireyler olmasını sağlamaya çalışırlar (Herringtonve Oliver,
1995).Öğretmenler öğrencileri ile sınıf içinde ve dışında iletişim içindedir
çünkü öğrencilerin katılımı ve motivasyonu bu süreçte önemlidir. Bu iletişim yüz
yüze ya da elektronik iletişim araçları kullanılarak gerçekleştirilebilir
(Wolfson ve Willinsky, 1998).Bu süreçte öğretmen aynı zamanda öğrencidir çünkü
öğrencilerine her konuda yardım edebilecek şekilde kendini her gün geliştirmeli
ve araştırma yaparak farklı öğrenme durumları ortaya çıkarmaya çalışmalıdır.
ÖĞRENCİNİN ROLÜ
Durumlu öğrenme, öğrencilerin öğrenme sürecinde etkin olması
gerektiğini vurgular.Bu süreçte, öğrencilerden belli alanlardaki problemlere
çözüm üretebilen uzmanlar gibihareket edebilmeleri beklenmektedir. Her bir
öğrenci kendi grubunda, çalıştıkları bir konunun bir yönünde uzman görevi
üstlenir. Böylece “usta-çırak” rolü öğrenciler arasında ve öğretmen ile sağlanır
(Winn, 1993). Öğrenciler, öğretmenlerinin problemleri nasıl çözdüklerini
gözlemler ve kendi problem çözme yollarını geliştirirler yani çırak görevini
üstlenmiş olurlar (Stein, 1998). Böylece öğrenciler, yaparak ve keşfederek
öğrenmeye yönlendirilir.Öğrenciler arasında işbirliği sağlanmalıdır.
Öğrencilerden kendi aralarında fikirlerini paylaşmaları ve problemlere hep
birlikte çözümler üretmeleri beklenir çünkü öğrencilerin gerçek hayatta ve iş
ortamındaki karmaşık problemleri tek başlarına ya dagrup hâlinde çözmeleri
gerekmektedir. Öğrenciler birbirleri ile iletişim kurmak için eşzamanlı yada
eşzamanlı olmayan iletişim araçlarını kullanabilmelidirler. Öğrencileranlamlı
öğrenmeyi gerçekleştirebilmek için etkin öğrenme tekniklerini kullanmalıdır.
Bunu
da grup arkadaşları ile yaptıklarını ve öğrendiklerini tartışarak, bunları
yazarak,önceki öğrenmeleri ile ilişkilendirerek ve gerçek hayatta
öğrendiklerini kullanarak yapabilirler (Fitzsimmons, 2001).
DEĞERLENDİRME
Durumlu öğrenme kuramı, bütüncül, dinamik, sürekli
değerlendirmeyi gerektirir. Fakat geleneksel eğitim sürecinde genellikle
öğrenciler yazılı ve test gibi sınav yöntemleri ileölçülmektedirler. McLellan’a
(1993) göre ise durumlu öğrenmede değerlendirme,sadece geleneksel sınavlarla
değil, öğrencinin süreç içinde yaptığı her tür etkinliğe ve gelişimlerine ilişkin sonuçlarını
gösteren özet istatistikler ile yapılmalıdır. (Herrington ve
Oliver,1995;McLellan, 1993).
Durumlu öğrenme kuramında değerlendirme, geleneksel yöntemdeki
gibi belli kriterlerebağlı yapılan testler ile sınırlı değildir. Daha dinamik
ve süreklidir. Yapılan değerlendirme ister nitel ister nicel olsun önemli olan
güvenilir olmasıdır. Öğrencilerin değerlendirilmesinde kriterlere bağlı
değerlendirme yapmak da mümkündür. Önemli olan öğrencilerin bilişsel
stratejilerinin ve becerilerinin gelişmesini sağlamaktır.Dinamik değerlendirme
yapılırken en fazla portfolyolar kullanılır. Portfolyolar her öğrenci için ayrı
düzenlenir ve bunların içerisinde her öğrencinin yapmış olduğu çalışmalar bir
araya getirilir, konu ile ilgili araştırmalar, gerçekleştirilen etkinlikler
vebu etkinliklere ilişkin elde edilen sonuçlar yer alır. Portfolyolar,
öğretmenlerin öğrencilerine yardımcı olmalarını sağlayan bir kılavuzdur.
Öğrenciler, portfolyolar sayesinde yaptıklarını tekrar inceleme, düzenleme ve
kendi gelişimlerini görme şansına sahip olurlar ve böylece hatalarını görerek
farklı durumlara transfer edebilecekleri bilgive becerileri yeniden
yapılandırabilirler (Wolfson ve Willinsky, 1998).
Portfolyo, dinamik değerlendirmede en çok kullanılan yöntem
olmasına rağmen, videove ses kayıtlarının tekrar izlenmesi ve dinlenmesi,
araştırma yapma, zihni meşgul eden konuların tekrarlanması, görüşme yapma, grup
tartışmalarına katılma ve problem çözmegibi farklı değerlendirme yöntemleri de
vardır. Portfolyo değerlendirmesinde olduğugibi kullanılan bu yöntemler de
öğrencilere kendi kendilerini değerlendirme imkânıtanır (McLellan, 1993).
SONUÇ
Durumlu öğrenme kuramı kullanılarak tasarlanan ortamlarda
öğrencilerin daha yüksek düzeyde beceriler kazanmakta olduğu, olayları ve
olguları daha rahat bir şekilde anlayabildikleri görülmektedir. Öğrenme
etkinlikleri gerçek ve konu ile ilgili bağlamlarda tasarlandığında ve farklı
bakış açıları kazandıracak farklı etkinlikler sunulduğunda, bilgi ve becerilerin
transferi kolaylaşmaktadır. Öğrenmenin sosyal bağlamda yerleşmesi, bakış
açılarının ve fikirlerin diğer öğrenciler ile paylaşılması sonucu öğrencilerin
kendini ifade edebilen, fikirlerini savunabilen ve başkalarının fikirlerini
dinlemesini bilen bireyler olmalarını sağlamaktadır. Bu da okul ortamın da kazanılan
bilgi ve becerilerin gerçek hayata transfer edilebilmesini sağlamaktadır.
Durumlu öğrenme kuramına göre tasarlanan ortamların; öğrenme öğretme
süreçlerinde,varsayımlarında belirtilen etkililiğin gerçekleşebilmesi için
zamana ihtiyaç vardır.Yıllardır süre gelen geleneksel öğrenme ortamlarının
yapıcı yaklaşıma göre değiştirilmesi, düzenlenmesi ve her şeyin bu kuramın
varsayımları ışığında gerçekleşmesi kısa vadede mümkün değildir. Önemli olan bu
kuramın sağladığı yararları görerek uygulamaya geçirmeye çalışmaktır.Öğrenmenin
gerçek öğrenme bağlamında gerçek görevlerle sağlanabileceği görüşü okadar kolay
uygulamaya aktarılabilecek bir varsayım da değildir. Gerçek bağlamları yansıtırken
okul ortamına bu gerçek bağlamları taşımak, çıraklık yaklaşımını kullanmakve
elbette ki gerektiğinde gerçek dünya ile öğrencilerin etkileşimini sağlamak
daha uygun olacaktır. Bu amaçla gelişen teknolojilerin kullanılması, büyük
kolaylıklar sağlayacaktır. Ancak kuramın önerilerini uygulamaya koymadan önce
durumlu öğrenme kuramının varsayımlarının irdelenmesi ve araştırma konusu
yapılması gerekmektedir çünkü bu konuda Türkiye’de yapılan araştırma sayısı
oldukça yetersizdir. Bunun yanı sıra; Türkiye’de durumlu öğrenme kuramına göre
tasarlanacak öğrenme öğretme süreçlerinin, okullarda hayata geçirilebilmesine
temel oluşturacak kapsamlı araştırmalara ve pilot uygulamalara ihtiyaç olduğu
görülmektedir.
DEĞERLENDİRME SORULARI
1-) Durumlu öğrenmeyi tanımlayınız?
2-) Durumlu öğrenme kuramına göre öğrenmenin en önemli noktalarından birinin etkileşim olmasının sebebi nedir?
3-) Durumlu öğrenmede öğrencinin rolünü açıklayınız?
4-) Durumlu öğrenme kuramına uygun olarak düzenlenecek öğrenme öğretme süreçlerinde, McLellan hangi bileşenlerin kullanılmasının uygun olacağını belirtmektedir birini açıklayınız?
5-) Durumlu öğrenme de öğretmenin rolünü açıklayınız?
6-) Öğrenmenin ortaya çıktığı kültürden,bağlamda ve uygulamalardan etkilendiğini;
I. Brown
II.Colins
III. duguind
görüşünü yukarıdakilerden hangisi veya hangileri savunmuştur?
A-)I B-)I,II C-)II,III D-)I,III E-)I,II,III
7-) Durumlu öğrenme ile ilgili aşağıdaki tanımlardan hangisi durumlu öğrenme tanımları arasına girimez?
A-) Öğrenme sosyokültürel bir olgu olarak düşünülmektedir.
B-) Öğrencileri öğrenme sürecinin merkezinde tutan bir kuramdır.
C-) Öğrencileri gerçek hayat bağlamında, gerçek görevler ve sosyal deneyimlerle yapılandırılır.
D-) Durumlu öğrenme gerçek hayattan soyuttularak öğrenme çeşididir.
E-) Bilgi durumludur ve geliştirildiği, kullanıldığı kültür, bağlamanın ve uygulamanın bir parçasıdır.
8-) Kullanılabilir bilgi belli özelliklere sahip öğrenme ortamlarında kazanılır
bu ortamlar;
I. Gerçek etkinlikler sunulmalıdır
II. Çoklu roller ve bakış açıları sağlanmalıdır
III. Bilginin tek başına başına yapılandırılması desteklenmelidir.
IV. Bilgilerin ifade edilmesi desteklenmelidir.
V. Değerlendirmenin görevler yolu ile yapılmasını sağlamalıdır.
Hangisi geçerli değildir?
A-) I B-) II C-) III D-)IV E-)V
9-) Durumlu öğrenmede öğretmenin rolü aşağıdakilerden hangisidir?
A-) Öğretmen öğrenciye çok fazla destek sağlamalıdır.
B-) Öğretmenlerin rolü, öğrencilerin çalıştırıcısı, gözlemcisi ve rehberi olmaktır.
C-) Öğretmenler sadece sınıf içerisinde öğrencilerle iletişim içinde olmalıdır.
D-) Öğretmen, öğrencilerin verilen görevi tamamlayamayacağı kritik zamanlarda da olsa öğrencilere öğrenmeyi öğrenciye bırakmalıdır.
E-) Öğretmenler konunun içeriğini aktaran olmalıdır.
10-) Durumlu öğrenme kuramı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A-) İşbirlikçi öğrenmenin aksine bireysel öğrenmeyi destekler
B-) Gerçek ve konu ile ilgili bağlamda öğrenmenin gerçekleşmesini sağlar.
C-) Gerçek hayatta karşılaşılabilecek görevler sunar.
D-) Yansıtıcı uygulamalar sağlar.
E-) Öğretimin aşırı basitleştirilmesinden kaçınır.
D-) Yansıtıcı uygulamalar sağlar.
E-) Öğretimin aşırı basitleştirilmesinden kaçınır.
CEVAPLAR
TEST SORULARININ CEVAPLARI
6-)E 7-)E 8-)C 9-) B 10-)A
KAYNAKLAR
Alkan,
C., Deryakulu, D. ve Şimşek, N. (1995). Eğitim
Teknolojisine Giriş. Ankara:
Önder
Matbaacılık.
Ataizi,
M. (2000). Durumlu öğrenme. A. Şimşek (Eds. ), Sınıfta Demokrasi (146-170).
Ankara:Eğitim-Sen.
Gökdaş,
İ. (2003). Bilgisayar Ve Sınıf Ortamına
Dayalı Durumlu Öğrenmenin Öğrenci
Başarısı Ve Tutumlarına Etkisi. Yayınlanmamış doktora tezi. Ankara
Üniversitesi,
Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara.
Grabinger,
S. (1999). InstructionalStrategies in DistanceScience Courses: Can the Web
ImproveUndergraduateScienceEducation?
http://web. uccs. edu/bgaddis/
leadership/litreviewD2.htm
Environments (11-24).
New Jersey: EducationalTechnology Publications.
ImplicationsfortheInstructional
Design of Multimedia. http://www.
Ascilite
.
org.au/conferences/melbourne95/smtu/papers/herrington.pdf
McLellan,
H. (1993). Evaluation in a situatedlearningenvironment. Educational
Technology, 33(3),
39-44.
McLellan,
H. (1996). Situatedlearning: multipleperspectives. In H. McLellan (Ed.),
Situated Learning Perspectives. (pp. 5-17). EducationalTechnology
Publication.
EnglewoodCliffs, New Jersey.
Merrill,
M. D., Li, Z. ve Jones, M. K. (1990). ID2 andconstructivisttheory. Educational
Technology,
30 (12), 52-55.
Ottoson,
J. (1997). Aftertheapplause: Exploringmultipleinfluences on application
following
an adulteducation program. AdultEducationQuarterly
47, (2) 92-
107.
http://www. educ. ubc.
ca/faculty/ctg/research/service.htm
Young,
M. F. (1993). Instructionaldesignforsituatedlearning. EducationalTechnology
Researchand
Development, 41(1),
43-58.